Yoga Nedir?

ABD’de çok popüler olan, hem bayanların hem erkeklerin yapabileceği, tüm vücudun tekme ve yumruklarla çalıştırıldığı kondisyonunuzu mükemmel bir hale getirecek bir derstir.

Kısaca “tekme ve yumruk” olarak tanımlanabilir. TAE Kore dilinde tekme anlamına gelirken, BO kısaltması ise Boks sporunu ifade eder.

Dünyada popülaritesini daima koruyacağı muhakkak olan bu egzersiz türü, Karate Do, Taekwon Do, Kickboxing gibi sporlarda kullanılan tekme ve yumruk serilerinin, yüksek ritimli müzikler eşliğinde uygulanmasıdır.

Katılımcıların aynı anda uyguladığı belirli hareket kombinasyonlarından oluşur ve tüm dövüş sporlarının vazgeçilmezi olan “gölge çalışmasını” andırır. Stüdyo çalışmaları içerisinde, en yüksek performans gerektiren Aerobik egzersizidir.

Neden En Yüksek Performans ?

İnsanlar uzantılarıyla (kol ve bacak) hareket ederler. Bu hareketlerin en yüksek performans gerektiren biçimi ise; tekme veya yumruk gibi darbe barındıranlarıdır. Nitekim, en güçlü doğal silahlarımız, tekme ve yumruklarımızdır. Bunları uygularken de maksimum düzeyde enerji kullanır, dolayısıyla da  çok fazla kalori yakmış oluruz. İşte Tae BO yaparken, 45 dakika boyunca tekme ve yumruklarımızı keyifli bir şekilde kullanırız.

Neden Keyifli ?

Hemen hemen hepimiz için grup olarak yapılan aktiviteler, en çok keyif aldığımız zamanları oluşturur. Tae BO dersleri de grup halinde gerçekleşir. En önemlisi de, ders müzik eşliğinde ve dans edercesine yapılır. Buna çılgınca ve avazınız çıkana kadar bağırıp çağırma imkanı da eklenince, zevkli bir şekilde ve kolayca kilo verirsiniz.

Neden Kolay Kilo Verirsiniz ?

Kilo vermek için nabız sayınızın “yağ yakım eşiği” dediğimiz belirli bir düzeye gelmesi ve o seviyede belirli bir süre kalması gerekir. Buna Kardio Vasküler (kalp ve damar sistemi) çalışması denir. Aksi halde sağlıklı bir şekilde kilo vermek mümkün değildir. İşte Kardio Vasküler çalışması Tae BO’da yeterince uygulanır. Bu sayede kolayca kilo erir ve iyi bir form yakalarsınız.

Neden iyi bir form yakalarsınız ?

Form kelimesini iki anlamıyla birden ele alırsak, bunlara “kondisyon” ve “fiziksel görüntü” diyebiliriz. Dersin yüksek temposu kondisyon seviyenizi doğal olarak yukarı taşırken, yine dersin içerisinde yapılan Callenetics (bölgesel sıkıştırma) çalışmaları (karın, kalça, bacak, omuz vs.) da kaslarınızın sıkılaşmasını sağlar. Hem kondisyon seviyesi yüksek, hem de sıkı kaslara sahip bir vücut için de “iyi bir form” diyebiliriz. Bu çalışma sistemi sayesinde, fiziki gücünüz de kendiliğinden üst seviyelere taşınmış olur. Ders süresi bir saattir ve dersin son bölümünde “stretching” (germe, esnetme) çalışması yapılır.

Yoga Size Ne Kazandırır?
Fitness ve spora zaman ayıranlar arasında yoga pek yaygın olan bir uygulama değil. Bazıları yogayı bir zaman kaybı olarak görebiliyor. Özellikle erkekler yogaya çok soğuk bakıyor çünkü yoganın bir kadın aktivitesi olduğunu düşünüyorlar. Bununla birlikte yoga uzun süren ve sabır isteyen bir uygulama olduğu için birçok kişiye sıkıcı görünüyor. Yoga, yapabileceğiniz en yararlı egzersizlerden biridir. Yoganın vücudunuza ve zihninize sağladığı yararı kısa sürede fark edebilirsiniz.

Yoga’da bütün yollar aynı amaca gider, birliğe. Eğer yapılan çalışmanın nihai hedefi “birlik” yani kişinin tam olduğunu hissetmesi, hiç bir şeyin kendisinde eksik olmadığını bilmesi, huzura kavuşması, mutlu olması kısaca nihai özgürlük mokşa, kaivalya olarak tanımlanan aydınlanma değilse, yoga yapılmıyor demektir. Yoga, kişinin kendisi, çevresi ve nihayetinde evren ile uyumlu olduğu böylece huzur ve mutluluğu yakaladığı bir yöntemdir.

Yoganın bize sağladığı fayda nedir?

Kişi yoga yapmaya başladığında, öncelikle kendisiyle daha barışık bir hale gelecek, kendisini tüm iyi ve kötü yönleriyle, olduğu gibi kabul edecektir. Bu kabullenme ruhsal hayatta olmazsa olmaz bir kuraldır.

Kişi öncelikle kendisinin mevcut durumunu ve geçmişini kabul eder. Elbette bu, kişinin ilerleme göstermek için çaba sarf etmemesi anlamına gelmemektedir, kişi mevcut durumunu kabul ederek, aslında gelişim için de kendi önünü açar. Bunu başarabilmesi için öncelikle geçmişiyle ilgili umutsuzluktan kurtulması gerekir. Yoga sistemi kişiye şunu söyler: “düşün ki, düne kadar geçmişte seni rahatsız edecek bu davranışlarını bile bilmezdin. Halbuki şimdi düne kadar çok büyük bir gelişim gösterdin ve öncelike bu davranışları tespit ettin. Yolu yarıladın bile. Artık bundan sonra yapman gereken tek şey, bu yabanıl otları temizleyerek, yeni tohumlar ekmen olacaktır!”

Herkes yoga yapabilir, yoga yapmanın bir ön şartı yoktur! Bir hırsız da, bir katil de, çok zengin bir kişi de, çok fakir bir kişi de, tamamen eğitimsiz biri de, tam bir entelektüel de yoga bilgilerini hayatında uygulamaya başlayabilir. Evrensel bilgi güneş gibidir, ışığını herkese, kimseyi ayırmadan ve kimseye iltimas geçmeden verir. Eğer güneş ışığından faydalanmak istiyorsanız, panjurları açmanız yeterlidir, hemen odayı doldurur, güneş “hayır, bu odadaki kişiyi sevmedim, ışığımdan bu kişilerin istifade etmesini istemiyorum!” ya da “ben filanca kişiyi çok seviyorum, ona daha çok ışık vereyim” gibi bir ayrım yapmaz. İşte yoga bilgisi de, tüm evrene ve herkese açık bir bilgidir.

Elbette, bu bilgiyi sadece almak isteyenler alacaktır, almak istemeyenlerse bilgi önlerinde durduğu halde, görmeyeceklerdir, tıpkı güneş tüm gün boyunca gök yüzünde parladığı halde, bu ışığı almamak için perdelerini sıkı sıkı kapatan kişiler olması gibi.

Yoga Vazişta isimli çok temel bir yoga kitabı vardır, burada bir hikayeden bahsedilir. Dönemin prenslerinden Rama melankoliye kapıldığı için babası kral endişe eder ve ne yapılabileceği konusunda büyük yogilerden Visvamitra’ya danışır. Rama’yla yaptığı sohbet sonucu, onun aslında tamamen evrensel gerçekler üzerinde kafa yorduğunu ve bir melankoli ya da depresyon içinde olmadığını gören Visvamitra, aynı zamanda kendi gurusu olan Vasişta’dan Rama’ya evrensel gerçekleri açıklamasını ister. Vasişta da Visvamitra’nın bu isteğine uyarak, Maharamayana olarak da bilinen Yoga Vasişta isimli kitapta toplanan bilgileri Rama’ya aktarır.

Ancak kitapta çok ilginç bir yan vardır; Vazişta bu bilgileri Rama’ya özel sohbetlerle vermek yerine, tüm saray halkının önünde verir. Buna rağmen, tüm saray halkı Vasişta’nın ağzından direkt olarak bu bilgileri dinlediği halde tek soru soran Rama’dır. İşte bu biraz önce verdiğimiz güneş örneği gibidir, Vazişta buradaki güneştir, çünkü bilgiyi direkt olarak veren ehil sahibi gurudur, ama herkes kendine göre bu bilgiyi almaktadır, bu bilgiyi almaya hazır olan Rama bilgiyi bir sünger gibi çekmekte üstelik de geleneğe uygun olarak sadece kabul etmekle kalmayıp aynı zamanda açık bir zihinle sorular sormakta, diğerleri ise sadece dinlemekle yetinmektedir. Deyim yerindeyse bilgi bir kulaklarından girip diğerinden çıkmaktadır!